Ana Sayfa » Türk Edebiyatı » Yeni Bir Hediye : 04


YENİ BİR HEDİYE

ÖMER SEYFETTİN


Kederinden, gerine gerine yatak odasına çıktı. Balkonda yalnız kalan Sadi Bey, karısının içine fenalık verecek derecede etkili bu yüce manzara içinde, yarın alacağı hediyeyi düşündü. “Ne alayım? Ne alayım…” diyordu.
İki tane sünnet çocuğu… Birer kol saati alsa… Üçer liradan altı lira… Birer hokka takımı… Beşer liradan on lira. Pigmalyon'da kemik bir kâğıt bıçağının fiyatını sormuş ve tenekeden ürken cesur bir spor beygiri gibi iki adım geriye fırlamıştı… Düşündü, düşündü. Dünyada ucuz bir şey kalmamıştı. Bu ay hediye için on lira mümkün değil veremeyecekti. Ayın sonuna daha on sekiz gün vardı. Gözlerini havadan denize indirdi. Ayın yansıması, içinden bir karartı geçiriyordu.
Dikkat etti. Bir torpido…
– Havada ay… Denizde ayın yansıması… Ayın yansımasının içinde de yaldızlı, gümüş köpükler saçarak yürüyen sessiz, kahraman bir torpido… Bir ressam olsa şu manzaraya deli olurdu.
Sadi Bey, böyle düşünürken sanki ressammış gibi deli oldu.
– Buldum! Buldum!… – diye haykırdı.
Karısı henüz uyumamıştı. Yatak odasının penceresinden dağınık saçlı başını çıkardı:
– Ne buldun?
– Alacağımız hediyeyi…
– Ne? Ucuz bir şey mi?
– Hem ucuz, hem pahalı…
– Pahalı… Kaç kuruş? Bin kuruş mu? – Hayır, bir milyon kuruş…
– Tanesi mi?
– Evet.
– Sen deli olmuşsun? Bu parayı nerde bulacaksın?
– Bir milyon kuruş kıymetinde, ama tanesi bir liraya…
– O ne?
– Bil bakayım…
– Benimle eğleniyorsun…
– Hayır, vallahi doğru söylüyorum.
– Söyle Allah aşkına ne?
– Söyleme, sen de düşün, bul…
– Söyle diyorum, şimdi zihnim dağınık…
– Canım, sende hiç hızlı anlama yeteneği yok mu?
«   01   02   03   04   05   »